Редакционная заметка
Evliya Çelebi’s “Seyahatname” (Book of Travels) is a detailed account of the Ottoman State and surrounding lands in the 17th century. The travels undertaken by Evliya Çelebi over a period of approximately forty years (between 1640 and 1680) were recorded first-hand in this book. It provides extensive information on cities, peoples, cultures, architecture, languages, traditions, and daily life. With its literary and…
BOOK OF TRAVELS
Evliya Çelebi’s “Seyahatname” (Book of Travels) is a detailed account of the Ottoman State and surrounding lands in the 17th century. The travels undertaken by Evliya Çelebi over a period of approximately forty years (between 1640 and 1680) were recorded first-hand in this book. It provides extensive information on cities, peoples, cultures, architecture, languages, traditions, and daily life. With its literary and historical aspects, it Aynı zamanda Evliyâ Çelebi seyahatlerini yazarken sadece bir gözlemci değil, aynı zamanda bir anlatıcıdır; gezdiği yerlerin halk hikâyelerini, masallarını, şarkılarını, deyimlerini ve atasözlerini aktararak, dönemin halk kültürü ürünlerine dair önemli veriler sunar. Seyahatnâme’nin orijinal nüshaları, fiziksel yapılarının hassasiyeti nedeniyle özel koruma altında tutulmaktadır ve doğrudan kullanıma kapalıdır. Topkapı Sarayı Müzesi tarafından yüksek çözünürlüklü dijital kopyalar oluşturulmuş; araştırmacıların bu dijital materyaller üzerinden çalışmaları teşvik edilmiştir. Ayrıca, Türkiye’nin başvurusu ile UNESCO Dünya Belleği Programı kapsamında 2013 yılında uluslararası belgesel miras olarak kayıt altına alınmıştır1. Bu çalışmaların eserin korunması ve uluslararası camiadaki bilinirliği bakımından önemli katkıları olmuştur. Öte yandan, on ciltten meydana gelen Seyahatnâme’nin yazma nüshaları ile alakalı yapılan Yazma Eserler Kurumu Portal taramasında 55 tane yazma nüsha tespit edilmiştir. Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat Köşkü Koleksiyonunda bulunun 8 ciltlik Seyahatnâme nüshasının müellif nüshası olduğu iddia edilmekle birlikte kimi araştırmacılar bu sekiz ciltlik eserin müellif hatlı bir nüshadan istinsah edilmiş bir eser olduğunu ileri sürmektedir (Tezcan, 2009). Coğrafya, topoğrafya, yönetim sistemi gibi konuların yanı sıra dönemin sosyo-kültürel yapısını da gözler önüne seren Seyahatnâme, sadece bir gezi notları kitabı olmanın ötesine geçerek Türk kültürünün evrensel bir yansıması olmuştur. Bu açıdan bakıldığında eser, Türk kültürünün zenginliğini ve çeşitliliğini içeren önemli bir kaynaktır. topography, and the administrative system, but also serves as a reflection of universal Turkic culture by revealing the socio- cultural structure of the period. Therefore, the Seyahatname transcends being merely a book of travel notes but serves as an important resource encompassing the richness and diversity of Turkic culture. Türk kültürünün ne denli renkli ve zengin olduğunu ortaya koymaktadır. Evliyâ Çelebi, Seyahatnâme’sinde Türklerin geleneksel düğünlerini anlatırken, Anadolu’nun çeşitli bölgelerindeki farklı gelenekleri de aktarır. İstanbul’un kozmopolit yapısını, halkın zenginlik ve fakirlik arasındaki uçurumlarını, sınıf farklılıklarını detaylı bir şekilde işler. Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâme’si, aynı zamanda dönemin edebi dünyasını yansıtan önemli bir kaynaktır. Dönemin halkının kullandığı Türkçenin yanı sıra, Arapça, Farsça gibi farklı dillerin de etkisi eserde görülmektedir. Bu da Türk kültürünün çok dilli ve çok kültürlü yapısını gözler önüne serer. reveal the richness and diversity of Turkish culture. In his Seyahatname, Evliyâ Çelebi describes traditional Turkish weddings and also explores the diverse traditions of various regions of Anatolia. He examines in detail Istanbul’s cosmopolitan structure, the gaps between wealth and poverty, and class differences. Evliyâ Çelebi’s Seyahatnâme is also an important source reflecting the literary world of the period. In addition to the Turkish dialect spoken by the people of the time, the influence of other languages such as Arabic and Persian is evident in the work. This reveals the multilingual and multicultural nature of Turkish culture. Furthermore, while writing about his travels, Evliyâ Çelebi was not only an observer but also a narrator. He conveyed the folk tales, fairy tales, songs, idioms, and proverbs of the places he visited, providing important insights into the folk culture of the period. The original copies of the Seyahatname are held under special protection due to their physical fragility and are not available for direct use. High-resolution digital copies have been created by the Topkapı Palace Museum, and researchers are encouraged to work with these digital materials. Besides, it was registered as an international documentary heritage site in 2013 under the UNESCO Memory of the World Program by the submission of Türkiye1. These efforts have made significant contributions to the preservation of the work and its recognition within the international community. On the other hand, a search of the Manuscripts Institution Portal revealed 55 manuscript copies of the ten-volume of Seyahatnâme. Although it is claimed that the eight-volume copy of Seyahatnâme found in the Topkapı Palace Library’s Baghdad Pavillion Collection is the author’s original copy by some researchers, by others it is argued that this eight-volume work is a reproduction copy from the original manuscript (Tezcan 2009). Evliya Çelebi’s Seyahatname not only explores topics such as geography, 1 https://www.unesco.org/en/memory-world/evliya- celebis-book-travels-topkapi-palace-museum-library- and-suleymaniye-manuscript-library?hub=1081 272 273274 275 ününün tüm dünyaya yayılmasını sağlamıştır (Şahin, 2010; Doğan, 1996). Mengüceklilerin 1142 yılından sonra ikiye ayrılan kollarından biri olan ve barışçıl bir siyaset izleyen Divriği Mengüceklileri, sanat alanındaki faaliyetleriyle tarihte yer etmeyi başarmışlardır. Önemli ticaret yolları üzerinde yer alması ve bölgede bulunan demir madeni sayesinde zenginleşmiş, bu zenginliklerini imar faaliyetlerinde kullanarak, bu küçük yerleşimi hızla bayındır bir yere dönüştürmüşlerdir (Yıldırım, 2023). Divriği’nin günümüzde dahi bozulmamış tarihi dokusunda yer eden muhteşem yapılar arasında öne çıkan Ulu Cami ve Darüşşifa, her birine sembolik anlamlar yüklenmiş taş bezemeleri ve özgün mimari detaylarıyla görenleri kendine hayran bırakmaktadır. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, benzersiz bir sanatsal kazanım olarak, İslam mimarisinin inşa edilmiş en güzel yapılarından birini temsil etmesi ve Anadolu’daki Selçuklu camilerinin olağanüstü bir örneği olması nedeniyle 1985 yılında, kriter (i) ve kriter (iv) kapsamında, UNESCO Dünya Miras Listesine kaydedilmiştir. Cami, tek bir ibadet alanına sahiptir ve iki kubbe ile taçlandırılmıştır. Yapının üç kapısında görülen ve caminin yalın iç duvarlarıyla tezat oluşturan yaratıcı ve gösterişli taş işçiliğinin yanı sıra yapıda son derece gelişmiş bir tonoz inşa tekniği kullanılmış olması, bu başyapıtının İslam mimarisinin benzersiz bir örneği olmasını sağlamıştır. Divriği Kalesi’nin eteklerinde bulunan Ulu Cami ve Darüşşifa’da uygulanmış olan ve taş işlemeciliğinin zirve noktasını temsil eden bezemelerin dünyada bir benzeri daha bulunmamaktadır. Anıtsal bir hipostil cami ile iki katlı hastane yapısından oluşan bu olağanüstü yapı, bazı mimar ve sanat tarihçileri tarafından Anadolu topraklarındaki en muhteşem mimari yapıt olarak kabul edilmektedir. Kitabelerinden öğrendiğimiz üzere Melik Ahmed Şah tarafından yaptırılmış olan Ulu Cami, eşi Melike Turan Melek tarafından inşa ettirilen Darüşşifa ve her ikisinin mezarlarının bulunduğu türbe yapılarının tamamı 1228/29 yıllarına aittir. Ulu Cami ve Darüşşifa ayrı yapılar olarak değil, birbirlerine bitişik olarak inşa edilmiştir. Dışarıdan konik biçimli bir are enough to spread the reputation of both this small town and the principality to the whole world (Şahin, 2010; Doğan, 1996). Mengujekids, one of the oldest and longest- lived Turkish principalities established in Anatolia, separated into two branches after 1142; Divriği Mengujekids, one of these branches, followed a peaceful politics and succeeded in making a place in history with its activities in the field of art. Thanks to its location on important trade routes and the abundant iron mines in the region, they used their wealth in development activities and quickly transformed this small settlement into a prosperous place (Yıldırım, 2023). Among the magnificent structures that stand out in Divriği’s historical monumental buildings, which remains preserved to this day, the Great Mosque and Darüşşifa, impresses visitors with its stone decorations imbued with symbolic meanings and unique architectural details. ‘The Great Mosque and Hospital of Divriği’ was inscribed on the UNESCO World Heritage List in 1985, under criteria (i) and criteria (iv), as one of the finest architectural achievements of Islamic architecture, and for being an outstanding example of Seljuk period mosques designed in Anatolia. The mosque has a single prayer hall crowned with two domes. In addition to the creative and ornate stone carvings seen on the building’s three portals that contrasts with the plain interior walls of the mosque, the use of highly advanced vault construction technique has made this masterpiece a unique example of Islamic architecture. The ornamentation applied in the Divriği Great Mosque and Hospital, located on the slopes of the Divriği Castle and representing the pinnacle of stonemasonry, is unique in the world. The extraordinary structure, consisting of a monumental hypostyle mosque and a two-storey hospital building, is considered by some architects and art historians to be the most magnificent architectural work in Anatolia. According to inscriptions, the mosque commissioned by Melik Ahmed Shah, the hospital built by his wife Melike Turan Melek and the tomb containing both of their graves all date back to 1228/29. The mosque and hospital were not constructed as separate
DİVRİĞİ ULU CAMİİ
VE DARÜŞŞİFASI
“Üstad-ı mermer, bu camiye öyle emek sarf edip kapı ve duvarları öyle nakş-ı bukalemun eylemiş ki methinde diller kısır, kalem kırıktır.” Evliya Çelebi Tarihin dönüm noktalarından biri olarak, Selçuklu Türklerinin 1071 Malazgirt Savaşı ile Bizans ordusunu mağlup etmesinin ardından, Anadolu’da beylik kuran Mengücekliler’in 200 yıl kadar süren tarihleri hakkında çok fazla bilgi ve belge mevcut değildir. Ancak, Mengüceklilerin günümüz Sivas ili sınırları içerisinde kalan Divriği’de ortaya koydukları eserler hem bu küçük ilçenin hem de beyliğin



