Искусство · Турция

Хюсн-и хат: традиционная каллиграфия в исламском искусстве

“Hüsn-i Hat” or “The art of Hat” is the art of writing with letters of Arabic origin by using reed pen, miscellaneous soot ink, in a measured and proportional manner while taking into consideration of the aesthetic values. In Türkiye, the practitioners and bearers of the cultural heritage are referred to as ‘Hattat’ or ‘Artist of Hat’ (calligrapher). Hüsn-i Hat literally means ‘beautiful writing’; however, this art…

0мин чтения
0тегов
0строка источника

Редакционная заметка

“Hüsn-i Hat” or “The art of Hat” is the art of writing with letters of Arabic origin by using reed pen, miscellaneous soot ink, in a measured and proportional manner while taking into consideration of the aesthetic values. In Türkiye, the practitioners and bearers of the cultural heritage are referred to as ‘Hattat’ or ‘Artist of Hat’ (calligrapher). Hüsn-i Hat literally means ‘beautiful writing’; however, this art…

HÜSN-I HAT, TRADITIONAL

CALLIGRAPHY IN ISLAMIC ART

“Hüsn-i Hat” or “The art of Hat” is the art of writing with letters of Arabic origin by using reed pen, miscellaneous soot ink, in a measured and proportional manner while taking into consideration of the aesthetic values. In Türkiye, the practitioners and bearers of the cultural heritage are referred to as ‘Hattat’ or ‘Artist of Hat’ (calligrapher). Hüsn-i Hat literally means ‘beautiful writing’; however, this art form encompasses much more than simply adorning the form of writing. Hüsn-i Hat, the reflection of Islamic civilization adorned with elegance, is an ancient art form in which letters and words come together in aesthetic harmony, reflecting divine wisdom. usta – çırak ilişkisi içerisinde Hat sanatının yaşatılması ve yeni hattatların yetişmesi için çalışmalar devam etmektedir. Bunların dışında, Türk Dünyasından hattatlar da çeşitli vesilelerle bir araya gelmekte ve ortak kültürel mirasımızın sürdürülmesi için ortak çabalarını devam ettirmektedir. Hüsn-i Hat sanatı, harflerin güzelliğinde gizlenmiş bir estetik ve maneviyat deryasıdır. Tarihten günümüze taşınan bu sanat, Türk-İslam medeniyetinin zarafet ve mana arayışının somut bir tezahürüdür. Her bir harfi bir dua, her bir kıvrımı bir ahenk olan Hüsn-i Hat, sadece gözleri değil, gönülleri de besleyen eşsiz bir mirastır. Bu miras günümüzde, geçmişle aramızda manevi bir bağ kurmakta ve dini metinlerin sanata dönüştürüldüğü eserlere vesile olmaktadır. inscription has had a significant impact on the awareness of the element. The Ministry of Culture and Tourism has produced and broadcast a promotional video on the art of “Hat”, which has been made available to the public through various channels. Furthermore, efforts continue in various foundations, associations, and widespread training courses to keep the art of “Hat” alive and to encourage new ‘hattat’s. Besides, calligraphers from the Turkic world gather on various occasions and put forward their joint efforts to sustain our common cultural heritage. The art of hüsn-i hat is an ocean of aesthetics and spirituality hidden in the beauty of letters. This art, which has been transmitted from the past to the present, is a concrete reflection of the Turkic- Islamic civilization’s pursuit of elegance and meaning. Each letter is a prayer, each curve a harmony; hüsn-i hat is a precious cultural heritage that feeds not only the eyes but also the heart. This heritage serves as a spiritual link between the past and present, inspiring works that transform religious texts into art. duvarlarda, mihrap ve minberlerde, kubbelerde süslemenin bir unsuru olarak yer almıştır. Kamu alanlarında süsleme olarak kullanılan hat sanatı, aynı zamanda şehir kimliğine katkı sağlamaktadır. Kamu alanları ve binalarındaki Hüsn-i Hat süslemeleri insanları geçmişleriyle bağlarını sağlar, sosyal hafızalarını ve kültürel kimliklerini de güçlendirmektedir. Bu sanatın çeşitli güzel örneklerine Türk Dünyasının farklı şehirlerindeki yazılmış olan eserlerde ve mimari binalarda görmek mümkündür. Kültürel mirasımız, “Hüsn-i Hat: Türkiye’de İslam Sanatında Geleneksel Güzel Yazı” adıyla 2021 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesine kaydedilmiştir. Bu kaydın, unsurun tanınırlığı üzerinde önemli etkisi olmuştur1. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Hat sanatıyla ilgili bir tanıtım videosu hazırlanmış ve çeşitli mecralarda ilgililerin beğenisine sunulmuştur. Bunun yanı sıra, çeşitli vakıf, dernek, yaygın eğitim kursu gibi yerlerde Hüsn-i hat, once applied only in books, began to be used more in architecture as well. Related to this, it has been used as an element of decoration on the entrance doors of architectural structures, walls, «mihrab»s and «minbar»s, and domes. Hüsn-i hat, used as decoration in public spaces, also contributes to the identity of the city. The hüsn-i hat decorations in public spaces and buildings connect people to their past, strengthening their social memory and cultural identity. Various beautiful examples of this art can be seen in written works and architectural buildings in various cities of the Turkic World. The cultural heritage, entitled ‘Hüsn-i Hat: Traditional Calligraphy in Islamic Art in Türkiye,’ was inscribed on the UNESCO Representative List of the Intangible Cultural Heritage of Humanity in 20211. This 1 https://ich.unesco.org/en/RL/husn-i-hat- traditional-calligraphy-in-islamic-art-in- Türkiye-01684 olduğu kadar dünya literatüründe de türünün en kapsamlı örneklerinden biridir. Evliyâ Çelebi, Osmanlı Devleti’nde yaşamış en önemli seyyahlardan biri olup “Seyahatnâme” adlı eseriyle dönemin toplumsal, kültürel, coğrafi, siyasi, dini, folklorik ve ekonomik yapısını derinlemesine inceleyen nadir şahsiyetlerden biridir. Evliyâ Çelebi, Osmanlı Devleti’nin çeşitli bölgelerini gezerken, gördüğü yerler, insanlar, âdetler, gelenekler, yemekler, giyim kuşam ve yaşam tarzları hakkında ayrıntılı bilgiler sunmuştur. Evliyâ Çelebi’nin; gözlem gücünü, kültürel çeşitliliği ve mizahi anlatımını eserine bu denli mahir aktarması, onu Osmanlı dönemi gezi yazarlığının önde gelen figürlerinden biri yapmıştır. Orijinal olarak on ciltten oluşan Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nin bilinen en erken tarihli sekiz cildi Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde; diğer bazı nüshaları ise Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi ve İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde muhafaza edilmektedir. Eserde Evliya Çelebi’nin ziyaret ettiği 45 farklı ülke ve 257 şehir hakkında bilgi verilmekte, 147 farklı dil ve lehçeden örnekler sunulmaktadır. Eserdeki şehir tasvirleri; tarih, mimari, halk kültürü, dini yapı, günlük yaşam gibi birçok unsuru içermektedir. Evliya Çelebi’nin gezdiği ülkeler ve şehirler arasında Türk Dünyasından önemli yerlerde yer almaktadır. Bu bakımdan dönemin Türk Dünyası hakkında da değerli malumat barındırmaktadır. Seyahatnamenin başlıca amacı, Evliyâ Çelebi’nin gezdiği yerleri birer kültür merkezi olarak tanıtmak ve bu merkezlerin halklar arasındaki etkileşimlerini gözler önüne sermektir. İstanbul’dan Kahire’ye, Anadolu’dan Arap Yarımadası’na kadar uzanan yolculuklarında farklı şehirlerin, köylerin ve kasabaların yaşam biçimleri, halkların gelenekleri ve toplumsal düzenleri anlatılmaktadır. Örneğin, eserde Türklerin aile yapısından, sosyal hayattan, ahlaki değerlerden, dini inançlardan, eğlencelerden, yiyeceklerden, giyim kuşamdan bahsedilmektedir. Özellikle Türklerin günlük hayatındaki ritüeller, misafirperverlik anlayışları, geleneksel eğlenceleri ve kıyafetleri gibi unsurlar, is one of the most comprehensive examples of its kind in the Turkic and Islamic world, as well as in world literature. Evliyâ Çelebi was one of the most important travellers to have lived in the Ottoman State, and his work, «Seyahatnâme» is one of the rare works which thoroughly explored the social, cultural, geographical, political, religious, folkloric, and economic structures of the period. As he travelled through various regions of the Ottoman State, Evliyâ Çelebi provided detailed information about the places, the people, customs, traditions, cuisine, clothing, and lifestyles he saw. This ability to incorporate his powers of observation, cultural diversity, and humour into his work has made him a leading figure in Ottoman-era travel writing. The earliest known eight volumes of Evliya Çelebi’s Book of Travels, originally comprising ten volumes, are preserved in the Topkapı Palace Museum Library; other copies are kept in the Süleymaniye Manuscript Library and the Istanbul University Rare Books Library. The work provides information on the 45 different countries and 257 cities that Evliya Çelebi visited, and provides examples from 147 different languages and dialects. The city descriptions encompass a wide range of elements, including history, architecture, folk culture, religious structures, and daily life. The countries and cities visited by Evliya Çelebi include significant locations within the Turkic world. In this respect, it also contains valuable information about the Turkic world of that period. The primary purpose of the Seyahatname is to present the places Evliyâ Çelebi visited as cultural centres and to reveal the interactions between these centres and their peoples. Throughout his travels, from Istanbul to Cairo, from Anatolia to the Arabian Peninsula,he describes the lifestyles in different cities, villages, and towns, the traditions of the people, and their social structures. For example, the work discusses the family structure, social life, moral values, religious beliefs, entertainment, food, and dress code of the Turks. Elements such as the rituals of daily Turkish life, their understanding of hospitality, traditional entertainment, and clothing, in particular,

EVLİYA ÇELEBİ

SEYAHATNAMESİ

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi, 17. asırda Osmanlı Devleti’nin ve çevresindeki coğrafyaların ayrıntılı bir panoramasını sunan bir seyahatname eseridir. Yaklaşık kırk yıllık bir dönemde (1640–1680) gerçekleştirilen seyahatlerin birinci ağızdan anlatımıyla kaleme alınmıştır. Eser; şehirler, halklar, kültürler, mimari, dil, gelenek ve günlük yaşam hakkında geniş bilgi sunar. Hem edebi hem tarihî yönüyle Türk ve İslam dünyasında

THE EVLIYA ÇELEBİ’S